eflatun sufleler...

"bunları yazmakla, çıldırmaktan kurtulunur mu..?"


"Zamanın akli dengesini bozan trajik sevgililer olacağımıza, aynı hastalığın iki farklı belirtisi gibi yaşarız başkalarının vücudunda.Daha çok çiçek açarsın, salacak çok kokun var zulanda. Şüphesiz, eklenmeye gelmedin ya dünyada birilerine-start hakemin de yok parmağının kasıldığı tetikte.Korkmuyorsun da: Ya namludan sıfır çıkarsa diye.
Ben seni dinliyorum...Anlat...
İşgale koşan istila güçlerinin salyalarını, irileşen gözbebeklerini, bir yengecin atak yaptığı sırada, aslında yana ilerlemesinin hayvanda yarattığı depresyonu, kumsaldaki diğer deniz yaratıklarının bunu alay konusu yapmasını, bu salaklığın nesilden nesile aktarılmasını, o yengecin bana benzediğini, benim o yengece benzediğimi, benzeşen şeylerin sıfıra karşılık geldiğini, evet, hep bunları anlat... Ben seni dinliyorum. Konuşur gibi yazarlar ya, konuşur gibi dinliyorum seni. Konuşur gibi sustuğuma da bakma; kendisiyle oyalanılan bütün nesneler kadar gizli özneye has bir gizli özgüven bu. Çember ile daire'nin arasındaki fark kadar, yani bir alan sahipliği meselesi. Gurur meselesi. Ur meselesi.
...Canın sıkılıyorsa bunları düşün bir ara; koy karşına sıfır'ı ve ona istikrarlı yaşanmış bir hayattan, alıntılanmış yarım mısralar ısmarla.
Canın sıkılı'yorsa..."