"zaman geçecek mi çalı diplerinden,
anılar yürür gibi sulara.."
Zamanın elleri, ellerin zamanları; "ellerin zamanlarla dolu.."
O kadar hızlı koştum ki kalbim geride kaldı, o kadar yavaş aktım ki suyum içimde..
Döndüm dolaştım aradım buldum saklandım körebe oynadım; kimlikler kılıklar kalpler kozalar kabuklar değiştirdim; kemiğim etimde kaldı.. Etten kalbe, kalpten tene, bağırsaklardan dirseklere bedenlerce yol katettim, ellerim böğrümde kaldı. Bağrıma bir gül tünemişti ya hep hani; kokladım soldurdum kuruttum da gülü gülle tartamadım bir; darası darağacında kaldı.. Koştum, gezdim dolandım, oturdum, gezindim mana'nın çehresinde turlar attım; hakikat tavaflarına yeltendim; ummadığım dağlara duman, sevmediğim bahçelere çiçek, gölgesine uzanmadığım ağaçlara yaprak oldum; bir baktım ki hepsi benmişim! Hallaç da ben pamuk da, gölge de ben ayna da, kuş da gök de uçmak da benmişim!
Her şey benden esip benden gürlermiş; benden yağıp benden kurur, benden solup benden açar, bende dinip bende soluklanır, meğer kalbim benden yapılma bir gök imiş!
İşte kalbim! Ellerimde döndürüp yıkayıp bıçaklarla kurtlarını ayıkladığım; sesini duyurup ses almayınca ağzına top lastikler sıkıştırıp susturduğum; kılçıklarını ayıklasam da kalanının damağımı kestiği bir balık ettiğim kalbim! Suya atıp sonra ardından atlayıp kurtardığım; can çekişe çekişe hayata döndürdüğüm; soluk borusundan omurgasına, ayak parmaklarından şakaklarına dev bir insan ettiğim sevgili kalbim!
Saçlarından tuta tuta su kıyılarına götürdüğüm; dip dalgalarına yosunlara girdaplara zorla zorlayarak soktuğum; önce nefessiz bırakıp sonra suni teneffüslerle, hayat öpücükleriyle dirilttiğim, bitkisel hayatlarda bahçelere saldığım, paslı neşterlerle içini deşip durduğum, küflü makaslarla damarlarına kan kusturduğum; hücrelerine kadar zehir zerkettiğim; her zerresine zemheri ayazlar vurduğum kalbim!..
0 üvercinka:
Yorum Gönder