eflatun sufleler...

"bunları yazmakla, çıldırmaktan kurtulunur mu..?"

ne kadar ile başlayan tüm soruların bitişiğinde, yakana teyelli kum saatlerini çevirir dururken zaman, sen orda" zerdalisiz bir dal gibi"..

işte orada, iki kol açımı uzaklıkta, ellerini açıp arkada birleştiren çocuksundur da, her sözcüğün sınır ihlalidir bile, her kızılca kinayen orda öylece durma ihtilaline, orda öylece vurulma ihtimaline uçurtmadır hani.. bulut, yağmur, pas, çivi.. ordan öylece geçmek..
karpuz kabuğundan değil, koltuk değneğinden hiç değil, iyisi mi harita metod defteri sayfasından uçak yapsana sen bana, kollarımı arkada birleştirip anlatayım..


bu kadaarr diye gözlerimi yumup hem, bu kadar 'sarı'yken, böylesine 'zamansız'ken bütün rakamlar, senken tom'balad'an çıkan..

"ah camları kırık kalbim, benim en eski pencerem..."



3 üvercinka:

Nesin ki, şu kadar sene yaşamış, şu kadar sene görmüş, şu kadar deneyimi olmuş insan... ne kadar? ne kadar tecrübe ettin hayatında büyük olayları? bir düşün bakalım. Bakalım ki diğerleriyle rekabete girişecek kadar dişli misin, güçlü müsün öğrenelim...

almıyoruz...

öyle ot gibi yaşayanlar giremez bizim dünyamıza... burası farklı. sakın aynı oksijeni, aynı suyu, aynı ortamı sizle paylaşıyoruz diye kendinizi bizden saymayın. saçmalamayın. bunu söylemekten hoşlanmıyorum ama ilkelliği artık kabul etmiyoruz biz. ilkelsiniz. bu dünyaya öyle şaşırmaya gelmişsiniz. hiçbir şey yapmadan şaşırmaya, izlemeye, seyretmeye gelmişsiniz. oynayanlar bizleriz bu hayatı. biz. biz şekillendiririz tüm hayatı. sizin gibilerden var mı etrafımızda dön bir bak. herşey bizim için aslında, üretilenler içinde çok az şey size hitap ediyor. sizi ilgilendirmiyor. ama bi mahsuru da yok bundan faydalanmanızın.alın, kullanın, şiirlerimizi alın, şarkılarımızı dinleyin, bunları sanki size yapmışlar gibi havaya da girin. ama bilin ki bunlar sizin için değil. bunlar hayatı oynayan kişilerin. bizim güldüklerimiz, bizim ağladıklarımız, bizim yaptıklarımız sadece bizimdir. bizim dünyamızda duraksama yoktur. bizim dünyamızda bağımlılık yoktur. bizim dünyamızda utanmak yoktur. asilik vardır, aşırılık vardır, bağımsızlık vardır. nesin ki, şu kadar sene yaşamış şu kadar deneyimi olmuş bir insan... dayanaksız fikirlerinizle hayatı zindana çeviriyor, çirkin suratlarınızla insanları iğrendiriyorsunuz. bizi sevmeyin. biz sizi sevmiyoruz çünkü. bizden birini de sevmeyin. olmayacak duaya amin demeyin. yoo, o kadar kötü değiliz biz. merhametliyiz, iyiyiz, cömertiz. isteseniz veririz. istemiyorsunuz ki... gurur diyorsunuz, almıyorsunuz. bebeklerinizi bize verin, bizim olsunlar, biz büyütelim. kurtulsun yavrucaklar. onlara duygusallığı öğretelim, ezilmemeyi öğretelim, kazanmayı öğretelim daha doğrusu yaşamayı öğretelim...

içindeki sorun her neyse bunu açığa çıkarıp insanların duygularını sömürme. bırak içinde kalsın. ne diye ağlıyorsun ki. aptal herif sende!. suç sende anlamıyor musun? azıcık beynin olsa anlarsın. güven! kendine güven! düşmanımızsanız kazanmak için tek şansınız bu. madem bir şeyin varlığından söz ediyorsunuz, madem iyilikten bahsediyorsunuz, buna inanın ozaman. bizim dünyamızda bize karşı savaşmayın. kendi dünyanızda hazırlanıp bizi geçin. bizi yermeyin, bizi eleştirmeyi bırakın. çalışın, öyle şeyler yapın ki biz sizden rahatsız olalım.

hazırlanın savaşalım...

hem kim bilir, belki siz haklısınızdır...
15/04/2008 kayipkız
www.kayipruhlarkulubu.com
Çoğalıyoruz....Sizide aramzıda görmek isteriz... savaşacak çok kişiye ihtiyaç var...

taşın altına koydum.. bed'elimi..

Ne güzel kısa ve net ... teşekkürler..