29 06 2009

Zaman Etüdü

Bir yokluk arasında, içi dışı bir yalnızlık gölgesinde geçer zaman…

Nefes nefese üç kelime duyulur sadece. Birbirine benzemeyen, ille de birbirini anlatmaya yeltenen…kayıt dışı anılar içinde tek başına olabildiğince uzağa ama hep aynı yere; ilk kitaba koştururken bir sonrakini yitirmeye yazgılı; yitirdiğinden habersiz dönüp duran gölge şimdi: adımı sahiden unutmuş gibi yapan.. bana benzeyip git gide yaşlanmayı bile beceremeyen.
Coşkusunda başka başka yüzlerin jilet izleri ... Ağır aksak kanayışta bile ne kadar tükendiğini, tükenirken neleri tükettiğini göremeyişin o tuhaf; o belli belirsiz izleri: ıpıslak yine. Cümleler kurmaktan cayıp suskuyu erdem sayanlara dahil olan ama aslında eskisinden çok konuşan yaraya benzeyen o ben…bir yerlerde o küçük çocuğa gerçekleri yalancı bir dille anlatmaya yeltenirken yaralar dile gelmiş; tuhaf bir iklimde serpilmeye durmuştu. Şimdi kanında bir benzerim dolaşan çocuk, hiçbir hatırayı anımsamayacak kadar sahici bir kılıkta ve dilsiz ve çok uzak bakışlarla eklemli yaşayıp gitmekte...
Usul usul seslendim oysa. Yapabildiğim yerde yüzümü eriten cehenneminizdi. Her şeyi bilip, hiçbirini anlatamadığım o ufak hikayeler, anısız/belleksiz bir çocukta büyüdü. Bütün ızdırabı onun ceplerinde bırakıp kaçmak benim fikrimdi. Siz sadece tanıklık edip gidecektiniz. O bile fazla geldi, yüzüm içinize bulaştı. Bazen hiç olmadık şeylerden, onurlu kahramanlar yarattım; gölgesinde uzun uykulara daldınız. Nasılsa sonuna doğru lodos kokan bir kent bu sihirli yalandan sizi çekip çıkaracaktı. Bir delirişin, olmayan bir masalcının sözlerine kanışınız bundandı. İnanmayı seçip, unutmaya koyuldunuz. Ben bir yerde başka dillerde konuşup en sevdiğiniz yalanları hatırlattığım sürece sıkıcı oyunlarınıza dahildim.. Acımı çağrıştıran cümleler ağzımda dolanıp, iyilik-esenlik cümleleriyle size değerken ya da hiç görmediğiniz hayatların kederi kahkahalarınıza karışırken..oyun bozulmadıkça, balonlarınız en çiğ renklerle göğe koşturdukça..
Oysa zaman esriyip, bir an için yanılır bazen… en son söylenecek, en güzel uykuları tatlı bir nefesle bölecek sözler, zamanın pençesinde çığırından çıkar, diller dolanıp, yalanlar unutuluverir… ve bütün masallar gibi bitmeyeceği, başından belli bir anlatı yüzünüzde korkudan lekeler bırakır…bir çocuk yüzü görürsünüz yüzümde: belleğini yitirmesi için günahları seçtiğim çocuğu. ve lodosun her zaman ılık bir esinti getirmediğini, vakti dolmuş bir ay çabukluğunda, kıyıma dönüştüğünü anlatır size biri..kendi el yazısıyla…icabına bakılması gereken bir itiraf mektubunda…

2 yorum:

Adsız dedi ki...

harika yazılar gerçekten bende sıze bır öğrencimin bloğunu tavsıye edeyım.ugurgelec.blogspot.com

endless dedi ki...

teşekkürler..

"Hani, yana yana dibine varmış bir mumun içinde oluşan oyuğun çeperi bir noktasında çatlamış, eriyik madde dışarı akmış, fitili de açıkta kalıp tükenmişken, çatlağı akmış maddeyle doldurup tıkayarak bitkin fitili yeniden yakınca, ufacık, güçsüz, belli belirsiz; ama, pırıl pırıl, yoğun, direngen -altı canlı mavi; üstü parlak sarı- bir alev elde edersin ya - onun gibi işte..."


Oruç Aruoba

...GÜMBÜRTÜYE GİTTİM GELİCEM...

Video Çubuğu

Loading...

Blog Arşivi

Hakkımda

Fotoğrafım
Merve Çelik
bir 'mayıs sıkıntısı'nda gelir dünyaya, kıyısı yosun tutmuş bir liman şehrinde büyür, siyah yaşar, siyaha kanar, siyaha çalar günleri...edebiyat ve okumak en büyük tutkusudur; kafka, nietzsche, küçük iskender, umay umay, aynada silüetini gördüğü ex tanrılarıdır, edip cansever, cemal süreya, turgut uyar, oruç aruoba, oğuz atay, bilge karasu, ilhan berk, ismet özel, rimbaud, rilke, bukowski, roland barthes, e.m. cioran, murathan mungan, yılmaz odabaşı, özdemir asaf, atilla ilhan, ahmet telli, lale müldür, inci aral, elif şafak vs..ise yalancı peygamberleri... gök'yüzüne kezzap atıldığı için yara izi sayar bulutları,güneşeyse yatsıya kadar yanan mum ışığı muamelesi yapar; ay,yalnızca dünyanın uydu'rmasıdır ona göre... vaktini en çok okuyarak, müzik dinleyerek, pencereden dışarı bakarken kendini yakalayarak ve hayattan kaçamayarak geçirir. sık sık kendinin peşine düşer, kalbinin izine, ama çoğunlukla eylül'ün bıraktığı yerdedir. şimdilik bir müsveddedir aslını arayan,döner durur içine kanar...
Profilimin tamamını görüntüle